—kadın; ki aşkın bütün dillerini ezbere bilen neden sadece ayrılığı öğrettin bu yalnızlığa ?—
/ayrılığın nazenin söylencesi.
/ayrılığın nazenin söylencesi.
kahvekitap sordu: Senin sesinden, senin şiirlerini duyabilir miyiz? Yani videoya filan çekip koyar mısın acaba? Ya da kayıt.
Benim sesimden başkasının şiiri var :) dinledin mi onları bilmiyorum elimde bir kaç şiir dinletisinden var benim okuduğum kendi şiirim bakayım onlara ses kalitesi iyiyse koyabilirim , elimde sesi iyi kayıt eden makinem yok , normal bi kaydediciyle de pek hoş olmaz , yani vermek istediğim duyguyu veremem diye koymuyorum aslında.
Anonim sordu: Trabzonla ilgili verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim :) çevremde gidenlerde bunaltıcı bir havası olduğunu söylüyor... Bu arada, şiirlerinizle ilgili kitap çıkarmayı düşünüyor musunuz? Eğer olursa blog'dan haberimiz olur sanırım. Almak isterim.
bunaltıcı bir havası var tabi , şu sıralar fena değil, rica ederim.şiirlerimle ilgili kitap meselesine gelince , bu soru ağır bir soru aslında basit bir egoist tavırla evet dersem ki ;demem de,duruşum asılsızlaşır ama şöyle söyleyeyim; kitapsız yaşamımda şiirimle biryere gelirsem eğer , birinci koşulda şiiri somutlaştırmaya olan inancım oluşmuş olur.ama günümüzde o kadar çok sanatçı (!) insan var ki , herkes şair , herkes tiyatrocu , kimse izleyici veya kimse okuyan , hayatı anlamlandırmaya çalışan değil, benim çekincem bu yönde ,basit bir eylem olarak kitap çıkartmak değil kurguladığım.”şair” olmadan çıkarmam heralde.bir de “şair olmak” vardır o önemlidir.o zamana kadar bu blog durur mu bilmiyorum ama , sözüm olsun o gün gelirse eğer beni bul , ben imzalayıp elimle yollayacağım sana :)
Anonim sordu: Trabzonda okuyorsun galiba... Ben Trabzon'a hiç gitmedim, fakat oraya bir hayranlığım var. Hatta Trabzon'a yazılmış mektuplarım bile var. İyisiyle, kötüsüyle o şehri biraz anlatır mısın?
şiirselliğini ve kanatan tarafını biryere bırakırsak , trabzon’a yazılan bir mektubu hangi kafada yazdın onu da merak ediyorum . yeşillik,vadiler ve uzungöl’ün insanda bıraktığı etkiyle geçirmiyorsun burada kaldığın süre zarfını.şimdi benim sana bu şehri anlatmam yalnız olayın maddi tarafını tanımlar.
bu şehri en iyi yağmur tanımlar sanırım .bu şehrin bana kaybettirdiği bir şeydir yağmuru dinlemek..ben yağmuru dinlemeyi çok severdim şimdi ise yağmura küfretmeyi daha çok seviyorum.onun dışında şehir denilince akla esnafı gelir , ekmek kuyruğu gelir, alışveriş merkezleri , otobüs durakları ,iş ,anneler ve kıvırcık saçlı kadınlardan bahsetmem gerek.
bu şehir aşk ‘ şehri mi diye sorarsan , onun cevabını genel-geçer veremem, ama bence değil , hakkaten. ben bu şehre ve gündüzlere sığamıyorum zaten. onun için pek sevgi içerikli sözler yazamayacağım buraya.
ben ,şehrin bendeki tarafını anlatıyorum sana.bu şehire gezmek için gel , gitmek için gel ben sana diyeyim.hatta gelme. ankara ‘dan ötesine geçme türkiye’nin.oksijen yok buralarda.fırsatım olsa ankara’da ev tutup , derslere hergün uçakla gelirim o derece.
şaka bi yana, ne bileyim ya öyle bir şehir işte bi fazlası yok.
Anonim sordu: senin anonun olabilirmiyim ?
ol bakalım.
Trabzonda olup katılmak isteyen ulaşabilir.
Ayrıca kendi şiirinizi de okuyabilirsiniz.
Yer: Trabzon Sanatevi - Çatı
Tarih: 22 Nisan 2012
Saat: 19.00
sözgelimi uzanıyoruz zamana
sabaha susayan düşlerimizi kanatıp
yüzünde, yokuşta oynanan oyunlara kırgın çocukların, asılsız telaşı
bense iyi kadınların özlemini sığdırıyorum göz uçlarıma
ellerinde; bir kır lokantasından kalma yorgun bekleyişler
akşamı sığdırıp mahalle kaldırımlarına
uzanıp, içimizdeki fanustan suskun bir ölüm seçiyoruz.
tebeşir tozu kokarken kayboluşlar…
parmak uçlarında göçmen bir iklim birikintisi
hanende oturur ,acıyı soyunan bir söz ezcümle
avutur kendine konuk gülüşlerin ,sokak susmalarını.
bu şehri kıskanışımı başka türlü açıklayamam.
ötesi : bir tabiat yalnızlığı
biraz sarı biraz yeşil
ikilemeler ve benzerlikler…
balkon altı gölge arayışı
ve gökyüzüne asılı çocuk sesleri
güneşin doğuşu, vardiyalı bir bekleyişe
gerisi: fakir bir coğrafyanın sıradan bir İç Anadolu sabahında
hüznü deniz kokan ,bozkırın sesi…
/kentsoylu bir yalnızlığa ithafen - kırşehir / dönemeç - oğuzhan soykan.
gidersin:
göçebe bir fotoğraftan düşer sustuğumuz yaşamın asılsızlığı
kendine geçerken zaman
aynı evde yaşar iki yanlış : aksak ve tutumlu…
gidersin :
şehirlerarası bir yolculuktan artakalan bir apartmanın,kuzey cephesi kadar ıssız ve bağışlayandır ellerin.
üçüncü sınıf bir kahvehanenin acılarını erteleyecek kadar mutlu…
sonra ,
bir çocuk bakışlarını asar
kırgın bir gülümsemeye.
evler dolup boşalır
adanır yüzüm , yüzüne.
adanmış yüz / oğuzhan soykan.
I.
şehrin gürültüsü yüzlerimizi kırbaçlıyor…
odanı ve annenin kırık düşlerini taşıyorsun
burun kanatlarında
ürkek bir köy kokusu sinerken
modern mimarilerin eskittiği parmakuçlarına…
avucundan akıyor gecenin sesi
bakışlarını yaslıyorken bi şehrin hüznü yoksayan tarafına.
“zaman ve adam” diyorsun sadece
dizkapaklarında, akşam ve köy kokusu
II.
sonra, o kadar güzelsin ki
ne zaman yüzüne baksam
aşkı unutuyorum.
oğuzhan soykan / zaman ve adam.

Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir
kadın gider ve bir şair doğar bundan
Ben hangi kadından şair olduğumu bilirim…
haydarErgülen.